Fransız Devrimi’nde Siyasal İktidarın Merkezîleşmesi ve Halk Egemenliğinin Ortaya Çıkışı

Egemenlik ve merkezîyetçilik mefhumları kapitalist üretim ilişkilerinin gelişme sürecinde keşfedilmiştir. Siyasal iktidarın merkezîleşmesi ve toplumsal formasyonla kurduğu bağın egemenlik biçimini edinmesi temelde kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesinin getirdiği zorunlulukların bir sonucudur. Siyasal iktidarda merkezîleşme eğilimleri devrim öncesi Fransa’sında kapitalist üretim ilişkileri paralelinde gelişmektedir. Devrim ile siyasal iktidarın sahipliğinin kraldan bütünsel ve kolektif bir özne olarak ulusa geçmesi ise merkezîyetçi eğilimleri egemenlik mefhumu ile buluşturmuştur. Söz konusu birliktelik, devrimin klasik anlamda burjuva-demokratik nitelik taşıdığı erken dönemlerde dahi siyasal iktidarın merkezîyetçi bir formda tebarüz etmesini hem devrimi korumak hem de ortaya çıkan yeni egemen öznenin tarihsel iradesi olan burjuva-demokratik cumhuriyet projesini hayata geçirmek için zorunlu kılmıştır. Egemenlik ve merkezîyetçilik arasındaki ilişkideki asıl dönüm noktası ise 1793-1794 Jakoben-Montagnard cumhuriyeti döneminde burjuvazinin soyut ulus tasavvurunun yerini yoksul kitlelerin yürüttüğü sınıf mücadelelerince biçimlendirilen ve sınıflar, sınıf çelişkileri ve mücadelelerine karşı kör olmayan, halkı somut bir bütünlük olarak kabul eden “halk egemenliği” mefhumunun erken bir biçimiyle de olsa ortaya çıkışıdır. Anılan dönemde yoksul kitlelerin mücadelelerine öncülük eden Jakoben-Montagnard iktidarı, egemenliği siyasal iktidarla kurulan soyut bir iyelik ilişkisi olmanın ötesine taşımış ve egemenliğin, aynı zamanda egemen halkın ulusal servete görece eşitlikçi bir düzlemde erişmesini de kapsadığını ilan etmiştir. Jakoben-Montagnard iktidarında egemenliğin aldığı bu yeni biçim, halkın egemen özne olarak, hâkimiyet alanındaki zenginliklerin sahipliğini teyit etmekte ve söz konusu sahipliği kuvveden fiile aktarmak için devletin iktisadi ilişkiler alanına doğrudan müdahalesini gerektirmektedir. İktisadi ilişkilerin egemen halk adına devlet tarafından yahut onun gözetiminde işlemesi beraberinde anılan ödevi, hem de ülkesel formasyonun her yanında gerçekleştirebilecek, merkezîleşmiş bir aygıtı talep etmektedir.

Authors

Institutions

Publication Details

Journal
İstanbul Hukuk Mecmuası / Istanbul Law Review
Published
2026-10-09
DOI
https://doi.org/10.26650/mecmua.2026.84.4.0006
Primary Topic
European Political History Analysis
Type
article
Field-Weighted Citation Impact
0.00
Controls
|||
ALL TIME
JAN
FEB
MAR
APR
MAY
JUN
JUL
AUG
SEP
OCT
article

Fransız Devrimi’nde Siyasal İktidarın Merkezîleşmesi ve Halk Egemenliğinin Ortaya Çıkışı

Ozan Giray Şahin
İstanbul Hukuk Mecmuası / Istanbul Law Review
European Political History Analysis
article

Fransız Devrimi’nde Siyasal İktidarın Merkezîleşmesi ve Halk Egemenliğinin Ortaya Çıkışı

Ozan Giray Şahin
article en

Abstract

Egemenlik ve merkezîyetçilik mefhumları kapitalist üretim ilişkilerinin gelişme sürecinde keşfedilmiştir. Siyasal iktidarın merkezîleşmesi ve toplumsal formasyonla kurduğu bağın egemenlik biçimini edinmesi temelde kapitalist üretim ilişkilerinin gelişmesinin getirdiği zorunlulukların bir sonucudur. Siyasal iktidarda merkezîleşme eğilimleri devrim öncesi Fransa’sında kapitalist üretim ilişkileri paralelinde gelişmektedir. Devrim ile siyasal iktidarın sahipliğinin kraldan bütünsel ve kolektif bir özne olarak ulusa geçmesi ise merkezîyetçi eğilimleri egemenlik mefhumu ile buluşturmuştur. Söz konusu birliktelik, devrimin klasik anlamda burjuva-demokratik nitelik taşıdığı erken dönemlerde dahi siyasal iktidarın merkezîyetçi bir formda tebarüz etmesini hem devrimi korumak hem de ortaya çıkan yeni egemen öznenin tarihsel iradesi olan burjuva-demokratik cumhuriyet projesini hayata geçirmek için zorunlu kılmıştır. Egemenlik ve merkezîyetçilik arasındaki ilişkideki asıl dönüm noktası ise 1793-1794 Jakoben-Montagnard cumhuriyeti döneminde burjuvazinin soyut ulus tasavvurunun yerini yoksul kitlelerin yürüttüğü sınıf mücadelelerince biçimlendirilen ve sınıflar, sınıf çelişkileri ve mücadelelerine karşı kör olmayan, halkı somut bir bütünlük olarak kabul eden “halk egemenliği” mefhumunun erken bir biçimiyle de olsa ortaya çıkışıdır. Anılan dönemde yoksul kitlelerin mücadelelerine öncülük eden Jakoben-Montagnard iktidarı, egemenliği siyasal iktidarla kurulan soyut bir iyelik ilişkisi olmanın ötesine taşımış ve egemenliğin, aynı zamanda egemen halkın ulusal servete görece eşitlikçi bir düzlemde erişmesini de kapsadığını ilan etmiştir. Jakoben-Montagnard iktidarında egemenliğin aldığı bu yeni biçim, halkın egemen özne olarak, hâkimiyet alanındaki zenginliklerin sahipliğini teyit etmekte ve söz konusu sahipliği kuvveden fiile aktarmak için devletin iktisadi ilişkiler alanına doğrudan müdahalesini gerektirmektedir. İktisadi ilişkilerin egemen halk adına devlet tarafından yahut onun gözetiminde işlemesi beraberinde anılan ödevi, hem de ülkesel formasyonun her yanında gerçekleştirebilecek, merkezîleşmiş bir aygıtı talep etmektedir.

İstanbul Hukuk Mecmuası / Istanbul Law ReviewVol. 0(0)
Anadolu University (TR)
Openalex Percentile: Top 2%
European Political History Analysis
AI Navigator

Ask Laika to Summarize, Analyze, and Connect papers live on the map.

Summarize Papers & Methodologies

Extract key findings, datasets, and comparative methods across publications.

Benchmark Rankings & Visual Analytics

Rank top research institutions, authors, funders, topics, and journals by Field-Weighted Citation Impact (FWCI) and paper volume with instant charts.

Connect Distant Disciplines

Bridge topological clusters on the map to find hidden collaborative intersections.